Rembrandt ve ‘Gece Devriyesi‘…

Resim sanatı ile ilgilenmeseniz bile Hollandalı ressam Rembrandt’ın adını duymuşsunuzdur… Asıl adıyla Rembrandt Harmenszoon van Rijn… Onun başyapıtlarından biri ‘Gece Devriyesi‘… ya da orijinal ismiyle ‘Yüzbaşı Frans Banning Cocq ve Teğmen Willem van Ruytenburch’un Birliği Yürüyüşe Hazırlanıyor‘ … Yıllar içinde adı ‘Gece Devriyesi‘ olmuş… Rembrandt’ın en çok bilinen eserlerinden, başyapıtlarından biri… Hollanda 1500’lerin sonlarından 1700’e dek Altın Çağ’ını yaşar…  Tablo Hollanda’nın Altın Çağı olarak nitelenen dönemde 1642’de yapmış … 1606-1669 arasında yaşayan sanatçının üç yılda bitirdiği eser, yaklaşık üç buçuk metre yüksekliğinde ve dört buçuk metre genişliğinde… (437 cm x 363 cm) 17 metrekare…

Tablo Amsterdam şehir muhafızlarının karargahındaki büyük salonu dekore etmek için sipariş verilmiş… Rembrandt, muhafızları her gün eğitime hazırlanmalarını ve güvenlik için karargahdan ayrılmalarınını gözlemiş… Böylece kendine göre bir anı resmetmiş, herkesi uygun gördüğü şekilde resme yerleştirilmiş… Tablo böylece diğer tüm benzerlerinden ayrılan bir özelliğe sahip…

En önde siyah giyimli yüzbaşı Cocq ve onun kendi solundaki teğmen Ruytenburch… Onların ardında, tabloda görünmek için ortalama yüz florin ödeyen, 18 kişiden daha fazlası bulunmakta… Rembrandt bu tablo için 1600 florin almış… Tabloya bakınca yüzbaşı Cocq’un el hareketi ile birliğine hareket komutu vermiş ama sanki arkadakiler harekete geçmeye hazır değil gibi… Uzun süre bakınca sanki sağdaki davul çalmaya başlayacak, önündeki küçük köpek havlayacak, tüm birlik harekete geçecek gibi… Bu gerilimin tabloya sıradışı bir çekim gücü verdiği söyleniyor…

Tablonun tam ortasında arkada zar zor bir kişi gözüken biri var… Sadece bir gözü ve yeşil beresi gözüküyor… Bu kişinin Rembrandt’ın kendisinin olduğuna inanılıyor… Bu iddia ne kadar doğru bilinmiyor… Tablodaki kızın belindeki kemerde birliğin sembolü büyük pençeli bir ölü tavuk… Kızın elinde taşıdığı gümüş kadeh yine birliğin simgelerinden biri…

Şehir muhafızları belediye kurumu olduğu için, tablo Amsterdam Belediyesi’nin malıdır, daha sonra Amsterdam’da Rijksmuseum’a sergilenmek üzere verilmiş… Ama başına gelmeyen kalmamış… Tabloda sağ üstteki  kalkandaki muhafızların isimleri Rembrandt’tan habersiz, 1650’de eklenmiş… 1715’te  Rembrandt’ın ölümünden 46 yıl sonra belediyeye taşınıp duvara asılmak istenmiş… Duvara büyük gelen tabloyu yanlardan 30’ar cm kesilmiş… 1885’te Rijksmuseum’a alınan tabloyu, 1911’de bir kişi işsizliğini protesto etmek bıçakla kesmiş…  İkinci bir bıçaklı saldırı 1975’te  yapıldı. Ardından uyuşturucu bağımlısı biri asitli saldırı da bulunur, ama tablo zarar görmez… Bugüne kadar 25 kez restore edilmiş…

İkinci dünya savaşında bir silindire sarılı vaziyette Amsterdam’ın kuzeyinde Medemblik Kalesi’nde saklanan tablonun 2019’da halka açık olarak restore edileceği açıklanmıştı… Bunun için yedi metrelik şeffaf bir oda hazırlandı… Sanatseverler, cam bölme içindeki tabloyu 7 metre uzaktan görebiliyor… Cam bölümde restoratör, sanat tarihçisi, küratör, veri bilimci ve fotoğrafçılardan oluşan kalabalık bir ekip görev yapıyor… Tablonun onarım sürecinin birkaç yılı bulması bekleniyor. Onarım süreci müzeye yerleştirilen kameralar sayesinde internet üzerinden de canlı olarak izlenebiliyor… Restorasyon 3 milyon Euro’ya malolacak…

Rembrandt’ın yaşamı acı ve ölümlerle dolu… Önceleri eserleri satılır, siparişleri yetiştiremez… Ama evlilikleri mutsuzdur… Eşleri ve çocukları art arda ölür. Çilelidir… En son aşık olduğu kadın ile oğlu Titus’u da kaybetmesiyle sefalet günleri başlar. Zamanla o kadar fakirleşir ki, 1656’da hiçbir şeyi kalmaz. Bir gün yine kendi portresini yaparken gözü yaşlı uyumuş. Ve bu onun ebedi uykusu olmuş. Rembrandt Amsterdam’da Rönesans Protestan Kilisesi Westerkerk‘in mezarlığına gömülmüş, ama mezarının yeri bilinmiyor… Değeri ancak ölümünden sonra anlaşılmış…

Rembrandt’ın tablolarında gölge ve ışığın yanısıra ölüm ve yaşam iç içedir. Bu karşıtlıkları onun kadar iyi resmeden başka bir ressamın olmadığı söyleniyor. Sanat tarihinde en çok kendi portresini yapan da ressam Rembrandt’tır. 100’ü aşkın portresini yapmış… Belki de kendi gerçekliğini görebildiği, başkalarına da gösterebildiği bir araç olarak düşünmüş bu portrelerini…

Yorumlar

yorum